Kitap Cevapları TIKLA
Soru Sor TIKLA
6. Sınıf Din Kültürü Dörtel Yayınları

6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dörtel Yayınları Ders Kitabı Cevapları Sayfa 120

6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Sayfa 120 Cevapları Dörtel Yayınları’na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dörtel Yayınları Ders Kitabı Cevapları Sayfa 120

Sınıfınızda iki veya üç grup oluşturunuz. Gruplar olarak dinî bayramlarda yapılan faaliyet ve ziyaretlerle ilgili doğaçlama birer drama yapınız.

  • Cevap: Bu sahneyi sınıfta canlandırabilirsiniz.

Şahıslar: Orhan, Zişan, Fehiman, Güzin, Fikret, Vildan.

(Kuzu Seslerinin Arasında)

Orhan: Bu koyun çok sevimli Fikret, gel anlaşıp alalım.

Fikret: Olmaz baba. Sevimli bir şey olmasın.

Orhan: Niye oğlum?

Fikret: Ya hayır kesmeye kıyamayız. Huysuz, çirkin bir tane bulalım. Kimsenin beğenmeyip almadığı bir hayvan seçelim.

Orhan: Oğlum ne yapacağımı şaşırdım şimdi. Ben de düşündüm ki güzel, sevimli bir şey alarak bu ibadeti daha zevkle yapalım. Sırf midecilerin zevki için değil, Allah’ın yoluna kurban ederek hayvanı da onurlandıralım.

Fikret:Ya öyle olur mu baba? Ben kesilirken acıyorum hayvana. Nasıl çırpınıyor.

Orhan: Fikret biz kurban etmezsek kesilmeyecek mi bu koyun? Hayvanlar etinden, sütünden, derisinden faydalanılmak için insanlığa musahhar kılınmış.

Fikret:Olsun ben dayanamıyorum. Ayyyii bakarken içime bir şeyler oluyor. Bana ne, ben kesilirken yanınızda durmam, içeri giderim.

Orhan: Ehh hadi sende, erkek olacaksın güya. Abin şöyle bir yakaladı mı, boynuzundan sımsıkı tutardı hayvanı. Erkek dediğin yiğit olmalı. (Öykünür) Ayyy dayanamıyorum…

Fikret: Hıı baba öyle yapıyorsun ki kesilirken ben tutayım değil mi?

Orhan: Tutmazsan tutma, biz de Güzin Ablanla keseriz. Hadi gel şu koyunda pazarlık yapalım da dönelim.

(FON) (Mektup)

Fehiman: Teyzeciğim, biz bu yılda kurbanınızı muhtaç bir aileye ulaştırabiliriz, bunu seve seve yapıyoruz. Kurbanlık giden ailenin neşesi bizi de sevindiriyor. Çocukların, kurbanlığın etrafını alıp da gözleri ışıl ışıl gülüşmeleri bayramı tam yaşatıyor. Fakat teyzeciğim aklımıza ne geldi, Ebubekir’le, az Fehiman, teyzen orada kurban kesmeli. Çocuklar İslam kültürüne, camiye zaten yabancılar. Kurbanı da sadece duyarak, kitapla anlayamayız. Kurban kesildiğini gördüklerinde ne kadar çok sorular oluşacak zihinlerinde. Böylece soru soran, cevap arayan mesul insanlar olmalarına da vesile olur bu kurban.” Böyle diyor annem. Hem bir düşünsene teyze, sizin ailece kurban kesileceği zaman tekbir getirdiğinizi… Etrafta ne kadar ilgi çekip merak uyandıracak. Dinimizin şiarlarından birini gayet doğal olarak tanıtmış olacaksınız. Tebliğ için yapılması gereken gayretleri düşünsene teyze. Bu en kolay ve hazır bir tebliğ değil mi sence de? Hem çocuklara epey bir moral olur. Hani hep Almanların bayramlarına, hediyeleşmelerine özenip iştirak etmek istiyorlarmış ya. Kendi bayramlarını bu şekilde idrak etmeleri bir tatmin vesilesi de olabilir. Zaten teyzeciğim çocuklar biraz daha büyüdüğünde Türkiye’de bizimle bayram yapmanız için ısrar edeceğiz. Mevsim şartları da daha elverişli olacak inşallah.

Bak teyze, yazdığım mektup kaç sayfa oldu. Bakalım cevabi mektup kaç ay sonra, kaç satır olarak gelecek. Yoksa yine yazı bekleyip, “Bak kendim geldim Fehiman. Mektuba ne gerek var? Gelmek daha kolay” mı diyeceksin? Fakat bu defa kararlıyım, cevap gelmezse bir daha mektup yazmayacağım. Bakalım o zaman çocuklarına sıladan ne haberler vereceksin. Eline hangi kağıdı alıp Türkiye’den haber var diyeceksin. Zorlamıyorum teyzeciğim, sen bilirsin. Annem diyor ki; “Nihan evini temizleyedursun, Alman TV.si çocuklarına dadılık eder.

(FON)

Vildan: Dolaba etleri paket paket dizdim Zişan Abla. Aylarca yeter bana.

Zişan: İyi yapmışsın Vildan, derin dondurucular iyi işe yarıyor.

Vildan: Doğru valla, eskiden neydi halim. Her kurban bayramı eti kavururdum. Nedense hep küflenirdi. Usanmıştım artık, bozulmasın diye dağıtırdım hemen. Çoğu zamanda bozulurdu. Ay kaç defa leğenlerle et döktüm.

Zişan: Günah Vildan, bu güzelim ibadeti nasıl böyle fasid edersin?

Vildan: Dedim ya derin dondurucu yokken mecbur bozuluyordu.

Zişan: Taze iken sevabına dağıtmazsınız, bilmem bu kadarcık hayrı bilmezken kurbanı ne diye kesersiniz?

Vildan: Aşk olsun Zişan Abla, bir kurban da mı kesmeyelim? Çoluğumuzun çocuğumuzun sadakası. Hem el alem ne der sonra? Ayy Nihat kurbanın en iyisini, en besilisini alır.

Zişan: Ah Vildan ah. Sanki bilmezsin o hayvanların etleri, kanları Allah’a ulaşmaz. Önemli olan niyetin senin.

Vildan: Niyetim iyi işte Zişan Abla. Hem çocuklar oynuyorlar. Kesmezsek Hatice Hanımın çocukları gibi başkalarının kurbanında gözleri kalır.

Zişan: Yine kesemedi mi Hatice Hanım? Ben ona pay ayırmayı unuttum.

Vildan: Nerdeee kesemedi yine. Kocası ile çok kavga etmiş; “Bu sene bu evde kurban kesilecek. Çocuklar mahcup oluyorlar ele güne. Arkadaşları övünerek koyunlarından bahsediyor, bizimkiler susup kalıyorlar kenarda.” demiş.

Zişan: Allah Allah, demek bunun için kurban kesmek istiyor.

Vildan: Evet, çok ağladı Hatice Hanım. Eşi de üzülmüş. “Boğazıma kadar borç içindeyim, kimseden borç alacak yüzüm yok.” demiş.

Zişan:Buna rağmen Hatice Hanım kurban kesmek istiyor demek ki. El alemden korktukları kadar Allah’tan korkmazlar, çocuklarını razı etmeyi istedikleri kadar Allah’ı razı etmeyi düşünmezler.

Vildan: Napacaksın Zişan Abla, dünya böyle. İnsanın zoruna gidiyor, haklı Hatice Hanım. Ama seneye söz vermiş kocası, borç harç ne yapıp edip kesecekmiş.

Zişan: Yanlış Vildan. Hatice Hanıma selam söyle benden, ibadetleri gösteriş, zevk, tatmin mevzuu yapmak hiç müslümanca değil. Böylesine bilgisizce yaşamak sadece sıkıntı doğurur.

(FON)

Güzin: Babacığım arkadaşlarım bizi kınadı bugün. Kurban kesmek eskilerde kalmış artık.

Orhan: Nedenmiş kızım?

Güzin: Kurbanın parasını muhtaçlara vermek daha iyiymiş. Hayvanları kesip kesip telef etmenin anlamı yokmuş. Şimdi artık öyle yapılıyormuş.

Orhan: Kızım duymadığımız, bilmediğimiz yorumlar.

Güzin: Bana biraz haklılar gibi geldi. Muhitimizde birçok fakir var. Onların daha önemli ihtiyaçlarını karşılamak daha çok sevap olmaz mı?

Orhan: (Düşünceli) Bilmem… Güzin buradaki maksat infak, sadakatine değil. Allah içtimai dayanışma için zekatı, sadakayı, infakı farz-nafile ibadetler halinde bizden istemiştir.

Güzin: Peki kurbandaki maksat ne olabilir?

Orhan: Birçok hikmetler olabilir. Mekke müşriklerinin her vesile ile putlarına kurban adadıklarını bir düşünsene. Yeni müminlerde o toplumun geleneklerinden hangisi yanlış, hangisi doğru pek bilemezlerdi. Kevser Süresinde; “O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” meali o cahili geleneği terke bir davet olabilir.

Güzin: Hiç böyle düşünmemiştim. Yani; siz iman edenler, namazı sırf Rabbiniz için kılın, kurban keseceğinizde de sırf Rabbiniz için kesin.

Orhan: Evet, cahiller gibi Allah’tan başkası adına kan akıtmayın.

Fehiman: Peki bu askere gidene, askerden gelene, işyerlerinin açılışlarında veya bazı insanların şerefine kesilen hayvanlara ne demeli baba?

Orhan: Cahili adetlerin uzantısı demeli herhalde. Yapanları uyarmalı.

Güzin: Babacığım peki arkadaşlarımın söylediğine göre kurban kesmemekte bir sakınca yok. Hatta Kevser Süresindeki ayet, yani “Fesalli lirabbike venhar.” İlla da bir hayvanı boğazlama şartı getirmezmiş.

Orhan: Arkadaşların da ne çok şey biliyormuş. Dikkat ettiysen Güzin birçok ayeti kerimede namaz kıl, zekat ver emri var. Bu ayeti kerimedeki boğazlama ifadesi de ibadet tarzında bir değişiklik olduğunu düşündürmüyor mu?

Güzin: Evet düşündürüyor, doğru. Peki onları böyle düşünmeye iten sebep ne olabilir?

Orhan: Onu bilmiyorum da kızım, bu ibadetin Hz. İbrahim’in bir sünneti olduğu, Resulullahın her bayramda bir hayvanı kurban ettiği bize gelen rivayetler arasında. Farzı muhal örf olduğunu düşünsek bile örflerimize sadık kalmanın ecir getirdiğini biliyoruz.

Fehiman: Evet hem bayramlar dinin şairlerinden idi. O bayramların gerekleri de yapılmalı. Kutlamak bize hayır getirir. Aynı Ramazan orucunda olduğu gibi, kurbanda da tüm dünya Müslümanları bu ibadeti aynı zamanda yapıyorlar.

Orhan: Evet doğru. Üstelik Fehiman bizim kestiğimiz hayvanların eti daha bir tatlı değil mi?

Fehiman: Evet, hele ciğeri ne kadar nefis olmuştu. İncecik dilimleyip, tavada çok az bir yağla hafiften kızartacaksın. Üzerine kekik döktükten sonra Güzin’e yedireceksin.

Orhan: Bence de, yüzüne biraz renk gelir.

Güzin: Ayy susun ne olur. Sanki kokusu geldi burnuma.

Orhan: O kokuyu bende aldım ama seneye kurban bayramına kadar bekleyeceğiz mecbur.

Fikret: Selamun aleyküm hepinize…

Orhan: Aleyküm selam hepimizden. Neredeydin?

Fikret: Dersin başındaydım, nerede olacağım? Kafam şişti.

Orhan: İlla da yapmak zorunda mısın?

Fikret: Tabi ki yapmak zorundayım. Yapmayayım da kaldırım mühendisi mi olayım?

Orhan: Yok canım, başka meslek mi yok?

Fikret: Geçmiş baba, şimdi tahsil yapmayanlar işe yaramıyormuş.

Orhan: Kimmiş onu diyen?

Fikret: Öğretmenlerimiz diyor. “Okuyun adam olun, en azından öğretmen olursanız hayatınız kurtulur.” diyorlar.

Orhan: Allah Allah, desene can simidiniz oldu tahsil. (Şakacı) Yazık oğlum boş ver. Bak kaç yıl emek çekeceksin, sonradan alacağın kaç yıllık maaşını peşin peşin tahsil masrafı yapacağız. Gel vazgeç.

Fikret: Peki babacığım hangi mesleği önerirsiniz?

Orhan: Ooo meslek mi yok?…

Fikret: Mesela?…

Orhan: Kasaplık….Her zaman geçerli.

Fikret: Neee….Ben mi? Allah korusun.

Güzin: Baba Fikret kurbanın kesilmesine bakmaya dayanamıyor.

Orhan: İyi ya işte. O zaman mecbur dayanır.

Fikret: Iıığğ…İstemem.

Orhan: Ayıp ediyorsun Fikret. Erkek dediğin, bileği kuvvetli, yüreği pek olmalı.

Fikret: Sanki bir tek kasaplar mı yürekli?

Orhan: Yapma Fikret yürekli adam zaten yüreklidir. Yufka yüreklileri de böyle işlere koymalı ki azıcık bilensinler.

Fikret: İstemem. Memlekette adam mı yok?

Orhan: Hadi sende, askerde ne yapacaksın bilmem. Bir gör orada ne talimler var.

Fikret: Yok canım, tahsil yapanlar kolay askerlik yapıyormuş.

Orhan: Allah Allah cepheye gitmen gerekirse ne yapacaksın?

Fikret: Üff o zaman bir savaşırım…Düşmanın üstüne üstüne yürürüm.

Orhan: Yok canım, ya düşmanın bir yerini incitirsen?

Fikret: Babacığım onun için saldıracağım zaten.

Orhan: Hadi birde bir tarafı kanarsa, yaralanırsa?….

Fikret: Tabi canım kanayacak.

Güzin: “Aaa kan!” Diye bırakıp kaçmaz mısın Fikret?

Fikret: Bana bakar mısın abla? Bende öyle düşmandan, düşmanın kanından korkacak göz var mı? Karıncayı incitmiyorum diye, kurban kesilirken içim dayanmıyor diye merhametimden, masumlara acıdığımdan. Allah düşmanlarının karşısında zayıf duracağımı mı sandın? Onların karşısında demir gibiyim, kaplan gibi kükrerim ben.

Orhan: (Eğlenerek) Fikret beyefendi, sen merhametli oluyorsun da kurban kesenler, kasaplar merhametsiz mi oluyor bu hesapça?

Fikret: Hah göreceksin baba, kurban keseceğim. Seneye hiç başından ayrılmadan yardım edip, biraz büyüyünce de kendim keseceğim. Bakalım o zaman ne diyeceksiniz?

Orhan: Ne diyeyim Fikret, benim

6. Sınıf Dörtel Yayınları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Sayfa 120 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

☺️ BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Yorum Yap

** Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!