Kitap Cevapları TIKLA
Soru Sor TIKLA
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 559

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 559 Cevapları Meb Yayınları‘na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 559

Aşağıdaki metni okuyup soruları metne göre cevaplandırınız. (Metin, aslına sadık kalınarak alınmıştır.)

Saray ve Ötesi

(…)
Kapıdan girilince genişçe bir sofada bulunmuş olduk ki yer yer koltuklarla, sandalyelerle, bir de yuvarlak masa ile basit bir şekilde döşenmiş idi. Bu masanın bulunduğu yerin yanındaki koltuğun kendisine mahsus olacağını düşünerek biraz uzakça ve oldukça geride, bir sandalyenin önünde ayakta bekledim. Hâdi Paşa ile muhafız yan yana, Abdülhamit’in karşısında ve odanın müntehasına yakın bir noktada idiler. Bana eliyle işaret ederek sağ tarafında, ta yanı başında bir koltuk gösterdi. Hepimize “Oturunuz.” işaretini verdi. Üçümüz de ben saray usulüyle, refiklerim askerce temenna ederek oturduk. Ancak o zaman taraf-ı şahaneden söylenecek sözlerin ilk kısmına başladım.
Nasıl başladım, nasıl devam ettim, bunu tamamıyla tahattur edemeyeceğim. Yalnız biliyorum ki bir kere başladıktan sonra söylenecek sözleri bir çırpıda, durmadan ve sesimde metanetle irad etmek pek mümkün oldu. Birkaç dakika evvele ait heyecan büsbütün geçmişti. îlk önce hünkâr tarafından selam tebliği ile istifsar-ı hatırla başlamıştım. Sonra ziyaret maksadını anlattım ve netice olarak “Birader-i âliniz bu seyahati tasvip buyuramayacağınızı ümit ediyorlar.” diye bitirdim. Bu bir nevi hünkâr namına kendisinden müsaade almak kabilindendi.
Ben bu ilk kısmı bitirince o başladı. Bir yandan onu dinliyor, bir yandan da artık pek yakından görmek nasip olan şahsını, kıyafetini, hâlini tetkike vakit buluyordum. O hiç zannettiğim şekilde değildi. Ben kendisini çirkince, esmerce, gayet çukur siyah gözlü farz ederdim. Hiç öyle değildi. Çirkin olmaktan ziyade güzelliğe yakın bir çehresi ve beyaz, belki de pembe bir teni vardı. Gözlerinin rengini tavsif edebilmek için çakır diyeceğim koyu maviyle, tirşe mahlutundan mürekkep bir renk.
(…)
Cevap verdi. Biraderi gibi onun da sesi kalındı ve bütün hanedan azası gibi düzgün, hatta mustalah konuşuyordu. Belliydi ki daima ihtiram ile, inkıyat ile dinlenilmeğe alışıklık neticesiyle kendi söyleyişine tam bir emniyet sahibiydi.
(…)
Söyleyecekleri bitti. Artık bize izin verircesine bir harekette bulundu ve hep beraber ayağa kalktık. Bu çanta hikâyesi herkesçe malumdur. Uzun uzun bütün zihinleri işgal eden bu mesele hâlâ bugün bir muamma olmaktan kurtulamamıştır. Çantayı kim aldı ise onu ne yaptı? Bu da kendisinin bileceği bir iştir elbette.
Abdülhamit önümüze düştü ve bizi istikbal ettiği dış sahanlığa kadar geldi, gene o noktada durdu. Ben takarrüp ettim. O bana elini uzattı, elimi sıkmak için.
Bana ne yapmak yakışırdı? Onu bugün bile kestiremiyorum. O sırada zapt olunamayan bir hamleyle elini aldım ve dudaklarıma götürerek öptüm. Belki de iyi oldu. Maslak Köşkü münasebetiyle bir aksırık kabilinden kaçan yersiz sözlerimden sonra hasıl olma nahoş tesiri silecek bir hürmet.
Halit Ziya Uşaklıgil, Saray ve Ötesi

  • Cevap: Bu sayfada herhangi bir soru bulunmamaktadır.

10. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 559 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

☺️ BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Yorum Yap

** Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!