Kitap Cevapları TIKLA
Soru Sor TIKLA
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 17

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 17 Cevapları Meb Yayınları‘na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 17

Aşağıdaki metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. (Metin, aslına sadık kalınarak alınmıştır.)

Divan Şiirindeki Çözülme

Batı’yı yüzeyden de olsa yavaş yavaş tanımaya başlayan XIX. yüzyıl aydını “diyar-ı küfr” ile “mülk-i İslâm” arasındaki büyük farkları görerek sürekli bir mukayese psikozunu yaşıyor, bu yüzden meselelere bir an önce çözüm bulabilmek için sebeplerden ziyade sonuçlara bakarak birtakım genellemelerle bütün bir geçmişi mahkûm ediyordu. Bu aceleciliğin yarattığı çelişkiler, Tanzimat aydınının en belirgin özelliğidir. Meselâ Namık Kemal’in yakın dostu Ziya Paşa, Londra’da Hürriyet gazetesinde yayınladığı ünlü Şiir ve İnşa makalesinde divan şiirini Türk şiiri saymadığını, asıl şiirimizin taşralarda “deyiş”, “üçleme”, “kayabaşı” vb. diye adlandırılan nazımlar olduğunu söyler. Fakat Şiir ve İnşadan sonra yazdığı Hârâbat Mukaddimesi’nde bu görüşlerin tam tersini savunacak, hatta halk şiirini eşek anırmasına benzetmekten bile çekinmeyecektir.
(…)
Tanzimat aydınlarının yönetimle ilişkileri de benzer çelişkilerle doludur. Ayrıca Şinasi-Namık Ke- mal-Ziya Paşa neslinin sosyal meselelere duydukları ilgi, halka yönelme ve dildeki sadeleşme gibi olumlu arayışları bir sonraki nesilde âdeta unutulur ve sonuçta Servet-i Fünun edebiyatını doğuran elitist bir tavır ortaya çıkar.
Namık Kemal’in edebiyatı hemen bütünüyle sosyal fayda açısından ele aldığı, eski edebiyatı ise toplumun yeni ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bulduğu için eleştirdiğini söyleyebiliriz. Ona göre, bütün meselelerde olduğu gibi, edebiyatta da ıslahata ihtiyaç vardır. Özellikle çözülme devri edebiyatının -bütün divan edebiyatına teşmil ettiği- söz canbazlığından rahatsız olduğu için, mânânın sanat uğruna feda edilmemesi, şekille muhteva arasında tam bir uyuşma bulunması gerektiğini düşünür.
Bu görüşlerini kabul ettirebilmek için, işi divan şiirini karikatürize etmeye kadar vardıran Namık Kemal, Türk edebiyatının en büyük talihsizliğinin bir zamanlar İran edebiyatını taklit etmesi kanaatindedir. Edebiyatımıza İran edebiyatından geçen hayal sistemi “tabiat-ı eşya”ya uygun değildir. Acem taklitçiliğiyle değil seviyeli eserler yazmak, edebî dilimizi bile kuramamışızdır. Taklidin de önemli bir merhale olduğunu, fakat neyin nasıl taklit edileceğini iyi bilmek gerektiğini ifade eden Namık Kemal, Avrupalıların da eski medeniyetlerin eserlerini kendilerine örnek aldıklarını, fakat akla ve tabiata aykırı hususları bir tarafa bıraktıklarını söyler. O halde “biz daima Avrupa lisanlarının edebiyatça gerek intihab ettikleri kavaid-i külliyeye gerek ihtiyar eyledikleri tarz-ı taklide tabi olmak mecburiyetindeyiz.”
Namık Kemal, bu düşünceleriyle bir süre sonra, Ahmet Mithat Efendi tarafından gündeme getirilecek olan “klasikleri tercüme” meselesinin ilk işaretini vermiş oluyordu. Esasen bu mesele, Batı’ya kapılarımızı ardına kadar açan Tanzimat’ın er-geç gündeme gelmesi gereken meselelerinden biriydi. Artık Batı medeniyetine açıldığımıza göre, bu medeniyeti köklerine inerek derinliğine tanımak gerekirdi.
Beşir Ayvazoğlu, Geleneğin Direnişi

  • Cevap: Bu sayfada cevap bulunmamaktadır.

10. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 17 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

☺️ BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Yorum Yap

** Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!