Ders Videoları TIKLA
Test Çöz TIKLA
8. Sınıf Türkçe Meb Yayınları

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 80-82-83-84-85-86-87 Cevapları Meb Yayınları

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 80-82-83-84-85-86-87 Cevapları Meb Yayınları

8. sınıf Türkçe ders kitabı Gündelik Hayatımızda E-Hastalıklar metni cevapları ve soruları, Meb Yayınları sayfa 80-82-83-84-85-86-87
(3. Tema Bilim ve Teknoloji Teması)

Gündelik Hayatımızda E-Hastalıklar Metni Cevapları

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 80 Cevapları Meb Yayınları

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

1. Teknoloji bağımlılığı deyince aklınıza ne geliyor? Açıklayınız.

Kişinin sürekli ve aşırı şekilde teknolojik aletlerle ilgilenmesi sonucu teknolojinin zararlı yönlerine maruz kalması, sosyal hayatının zarar görmesi aklımıza geliyor.

2. Günde ne kadar zamanınızı cep telefonuyla ya da bilgisayar başında geçiriyorsunuz? Bu süre sizce ne kadar olmalıdır?

(örnek) Günde en fazla toplam iki saatimi cep telefonu ya da bilgisayar başında geçiriyorum. Teknolojik aletler sadece ihtiyaç duyulduğunda kullanılmalıdır. Ders çalışma, iletişim ve eğlence için toplamda iki saatin yeterli olacağını düşünüyorum.

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 82 Cevapları Meb Yayınları

1. ETKİNLİK

Anlamı verilen sözcük ve sözcük gruplarını bulunuz. Boşluklara uygun harfleri yerleştiriniz.

Cevap: 

arz etmek: Sunmak.

sosyolojik: Toplum bilimsel.

had safha: İleri evre.

türemek: Oluşmak, ortaya çıkmak, meydana çıkmak.

dijital: Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren.

asosyal: Sosyal olmayan.

itibar etmek: Saygı göstermek, saymak, değer vermek.

zedelemek: Hafifçe yaralamak.

keza: Aynı biçimde.

bağım: Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi.

2. ETKİNLİK

“Gündelik Hayatımızda E-Hastalıklar” metninden hareketle aşağıdaki soruları yanıtlayınız.

1. Bireyleri, teknoloji bağımlısı durumuna getiren etkenler nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: İnternet teknolojisinin gelişim göstermesi, akıllı telefon ve tablet kullanımının yaygınlaşması bireyleri teknoloji bağımlısı durumuna getiren etkenlerdir.

2. “Dijital bağımlılık” neleri içermektedir? Çevrenizde dijital bağımlılığı olan insanlar var mı?

Cevap: Teknolojik araç ve uygulamaların günlük yaşantımıza olumsuz etkilerini, internet bağımlılığını, cep telefonu bağımlılığını, sosyal medya bağımlılığını ve dijital oyun bağımlılığını içermektedir. (örnek) Çevremde dijital bağımlılığı olan insanlar vardır. Kuzenim oyun bağımlısıdır.

3. Dijital çağın en yaygın e-hastalığı nedir? Bu hastalığın sonuçları nelerdir?

Cevap: Phubbing’dir (fabbing). Bireylerin asosyalleşerek toplumdan kopmasına neden olmaktadır.

4. “Siberkondria” hastalığına yakalananlar neler yapmaktadırlar? Açıklayınız.

Cevap: Her bir sağlık problemini internetten araştırmakta ve doktorlara itibar etmemektedirler.

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 83 Cevapları Meb Yayınları

5. E-hastalığa yakalanmış kişiler sizce bu hastalıktan nasıl kurtulabilirler? Açıklayınız.

Cevap: En başta teknolojiyi bir ihtiyaç değil, yardımcı olarak görmelidirler. Hastalıktan kurtulmak için bir süre tüm teknolojik aletlerden uzak durmalıdırlar.

6. Hayalet titreşim hastalığının belirtileri nelerdir? Çevrenizde bu belirtileri gösteren bir tanıdığınız var mı?

Cevap: Kullanıcılar telefonlarının çalmadığını, sürekli titrediğini hissederler. (örnek) Çevremde bu belirtileri gösteren tanıdığım var. Babamın arkadaşında bu belirtiler var.

3. ETKİNLİK

Aşağıdaki ifadelerden hangisi okuduğunuz metinden çıkarılamaz? İşaretleyiniz.

Cevap: 

(   ) Teknoloji bağımlılığı en az madde bağımlılığı kadar tehlikelidir.

(   ) E-hastalıklar teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla ortaya çıkmıştır.

(X) E-hastalıklar kolay tedavi edilir.

(X) E-hastalıklara en çok gençler yakalanır.

(   ) “Akıllı telefon bağımlılığı” bireylerin asosyalleşmesine neden olur.

(X) E-hastalıklarla baş etmek için ailemizden yardım alabiliriz.

4. ETKİNLİK

“Gündelik Hayatımızda E-Hastalıklar” metninde koyu ve farklı yazı karakteri ile yazılmış sözcük ve sözcük gruplarını tespit ediniz. Yazı karakterini bu şekilde kullanmanın amacı ne olabilir?

Cevap: 

E-hastalıklar, Dijital bağımlılık, phubbing, siberkondria, Elektronik uykusuzluk, fantom, vibrasyon.

Yazı karakterini bu şekilde kullanmanın amacı okuyucunun dikkatini çekmektir.

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 84 Cevapları Meb Yayınları

5. ETKİNLİK

Paragraftaki ifadeleri kullanan kişi hangi türde yazılar yazmaktadır? Alttaki boşluğa yazınız.

“Benim gazetede bir köşem vardır. Bu köşemde güncel olayları değerlendirir, sıcağı sıcağına okuyucuya anlatırım. Ayrıntıya girip de okuyucumu yormak istemem çünkü yarın da sonraki gün de karşısında olacağım okuyucumun.”

Cevap: 

Yazar fıkra (köşe yazısı) türünde yazılar yazmaktadır.

6. ETKİNLİK

a) “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması” ile ilgili grafiği inceleyiniz.

Not: Kitapta hata yapılıp açıklama renkleri verilmemiştir. Aşağıdaki görselden grafiğin doğru halini görebilirsiniz.

b) Grafiğe göre doğru olan bilgilerin başına “D”, yanlış olan bilgilerin başına “Y” yazınız.

Cevap: 

(Y) 16-74 yaş grubu bireylerde 2016 yılında internet kullanımı bilgisayar kullanımına göre daha azdır.

(Y) 16-74 yaş grubu bireylerde bilgisayar kullanımı 2011 yılında %50’nin üzerindedir.

(D) Grafiğe göre internet erişimi imkânı olan hanelerin oranı son üç yılda artmıştır.

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 85 Cevapları Meb Yayınları

7. ETKİNLİK

Öğretmeninizin, aşağıdaki e-postayı ailenize gönderdiğini hayal ediniz. Okuduğunuz e-postaya göre soruları yanıtlayınız.

Merhaba Değerli Velilerim,
Yeni teknolojiler özellikle de internet, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olarak dünyanın birçok yerinde, hemen her yaştan insanın hayatında yer almaktadır.
Hiç şüphesiz doğru kullanılması hâlinde hayatı oldukça kolaylaştıran internet doğru
kullanılmadığı takdirde bağımlılık yaratabilir. Söz konusu bağımlılık riskini de yeni
teknolojileri hayatının her alanında gören, yeni teknolojilerin yabancısı olmayan çocuklar ve gençler taşımaktadır. Dolayısıyla gençleri teknoloji bağımlılığından koruma
çalışmalarına öncelik verilmelidir.
Sizlerden bu konuda daha dikkatli davranmanızı rica ediyorum. İyi günler.

1. E-postanın içeriğinde hangi sorundan bahsedilmiştir?

Cevap: Teknoloji bağımlılığı sorununda bahsetmiş.

2. Veliniz e-postadaki bu soruna nasıl bir çözüm bulabilir? Açıklayınız.

Cevap: Teknolojik aletleri kullanmamız konusunda sınırlılık getirebilir. Mesela bilgisayarla oyun saatini 1 saat olarak belirleyebilir.

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 86 Cevapları Meb Yayınları

8. ETKİNLİK

Derse hazırlık bölümünde araştırdığınız konu ile ilgili münazara yapmak için gruplara ayrılınız. Aşağıdaki yargılardan birini seçiniz. Jüri üyelerini belirleyiniz. Grup sözcüsü belirleyiniz. Grubunuzun düşüncelerini aşağıdaki ölçütlere göre diğer gruba karşı savunmaya çalışınız.

Münazara sınıfta yapılacaktır. Münazara için aşağıdaki butona tıklayarak ulaşabileceğiniz yazıdan faydalanabilirsiniz.

Teknolojinin Yararları ve Zararları

İnsanlığın gelişimi, teknolojinin gelişimi ile doğru orantılı olarak ilerlemektedir. Yaşam koşullarımızın iyileşmesinden hastalıkların tedavisine kadar pek çok konuda teknolojinin ilerlemesi insanoğluna yarar sağlamaktadır. Teknolojinin gelişimi sayesinde doğanın da olumlu etkilendiği durumlar mevcuttur. Bunun yanı sıra teknolojinin hem insan hayatına hem de doğaya olumsuz etkileri olduğu da muhakkaktır. Teknolojinin doğaya ve insan hayatına etkileri nelerdir sıralayalım.

Teknolojinin Yararları

» Teknolojinin gelişimi sayesinde insanlar daha uzak mesafelere daha kolay, daha rahat ve daha hızlı seyahat etme imkanı yakalamışlardır.

» Teknoloji sayesinde uzak mesafedeki kişilerle iletişim anlık sağlanabilmektedir.

» Teknolojinin gelişimiyle gelişmiş binalar ve gelişmiş araçlar yapılabilmektedir.

» Teknoloji sayesinde tıp gelişmiş, hastalıklara etkili ilaçlar geliştirilmiş ve üretilmiştir.

» Teknoloji sayesinde uzaya uydu gönderilebilmiştir.

» İnsanların gündelik hayatları teknoloji sayesinde kolaylaşmıştır. (İnternet, telefon, otomobil, asansör vb.)

» Teknolojinin gelişimiyle haftalar sürecek tarla sürme gibi işler günler, hatta saatlere düşmüştür.

» Teknolojinin gelişimi üretim bolluğu ve rahatlığı getirmiştir.

» Teknolojinin gelişimi insan hayatına eğlence çeşitliliği de getirmiştir.

» Teknoloji sayesinde binlerce kilometre karelik alanlara aynı anda ekim yapılabilmekte, ve aynı anda sulama yapılabilmektedir.

» Teknolojinin gelişimi ile orman yangınlarıyla çok daha hızlı ve etkin mücadele edilebilmektedir.

» Teknoloji sayesinde deniz suyu arıtılabilmekte, hem içmede hem de sulamada kullanılabilmektedir.

Teknolojinin Zararları

» Teknolojinin gelişmesiyle birlikte daha çok kazanmak isteyen insanoğlu gıdaların genetiği ile oynamıştır ve bu nedenle hastalıklar artmıştır.

» Teknolojinin gelişimi insanı yanlış ve aşırı tüketime yönlendirmiş bu durum aşırı kilo problemi olan insan sayısı artırmıştır.

» Hareketsizlik de insanların teknolojinin gelişimi ile yaşam tarzı olmuştur. Bu durum hem kilo problemine hem de hastalıklara kapı aralamıştır.

» Teknolojinin gelişmesi ile birlikte insanoğlu önü alınamayan şekilde silahlanmaya başlamıştır.

» Teknolojik cihazlarla her geçen gün daha fazla haşır neşir olan insanoğlu radyasyona maruz kalarak hastalıkların pençesine düşmektedir.

» Teknolojinin gelişmesi doğal olarak fabrikaların da artmasına ve çevre kirliliğine neden olmuştur.

» Teknolojiyi akılcı ve duyarlı kullanmayan insanoğlu küresel ısınmayı tetiklemiştir.

» Bilinçsiz üretimini ve bilinçsiz tüketimini teknolojinin gelişimi ile artıran insanoğlu çevresine her geçen gün daha çok zarar vermektedir.

» Teknolojinin gelişimini kötüye kullanan insanoğlu dolaylı yoldan yabani hayvanların hayatını da tehlikeye atmaktadır.

» Teknolojinin gelişimi insan hayatını “duygusuzluk” yönünden de etkilemiştir. Teknoloji bağımlısı insanlar, sevdiklerini ve etrafındaki değerleri ihmal eder noktaya gelmişlerdir.

9. ETKİNLİK

Aşağıdaki görseli yorumlayarak görselle ilgili görüşlerinizi bir paragraf şeklinde yazınız.

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 87 Cevapları Meb Yayınları

Cevap: 

Görselde teknolojik bazı simgeler, bir cep telefonu ve cep telefonunun içerisinde tutsak olan bir çocuk görüyoruz.

Görseldeki çocuk teknoloji bağımlılığı temsil etmektedir. Etrafı teknolojiyle çevrili bu çocuk bağımlı hale gelerek teknolojiye tutsak olmuştur. Çocuğun duruşundan, yani beden dilinden bu bağımlılıktan kurtulmak istediğini anlıyoruz.

10. ETKİNLİK

Aşağıdaki cümlelerdeki özne ve yüklemlerin altını çiziniz.

Cevap: 

Not: Özne yeşil renkle, yüklem mavi renkle gösterilmiştir.

Bireyler, teknoloji bağımlısı durumuna gelmişlerdir.

Dijital bağımlılık; internet bağımlılığını, cep telefonu bağımlılığını içermektedir.

• Dinlenme saatleri esnasında bile akıllı telefonlar ile uğraşırlar. (Onlar: gizli özne)

Birçok kullanıcının yakalandığı bir e-hastalıktır elektronik uykusuzluk.

Akıllı telefonlarını sürekli elinde tutan kullanıcılar, karşısındaki kişiyi önemsememektedirler.

GELECEK DERSE HAZIRLIK

Hulusi Behçet, Gazi Yaşargil, Afet İnan, Oktay Sinanoğlu ve Sabiha Gökçen hakkında araştırma yapınız.

Aşağıdaki butonlara tıklayarak araştırma yazılarına ulaşabilirsiniz.

Hulusi Behçet

Hulusi Behçet, 20 Şubat 1889 tarihinde İstanbul’da doğmuş, 8 Mart 1948 yılında yine İstanbul’da vefat etmiştir. Dermatoloji uzmanı ve bilim insanıdır. Bir kan damarı hastalığı olan Behçet hastalığını tarif eden ilk bilim insanı olmasıyla tanınır.

Tıp öğrenimini 1910 senesinde tamamlamış ve 1914 Temmuz’una kadar Gülhane Dermatoloji Kliniğinde asistan olarak çalışmıştır. 1914 yılında Kırklareli Askeri Hastanesi’nde başhekim olarak göreve başlamıştır. 1918 yılına kadar da Edirne Askeri Hastanesinde dermatoloji uzmanı olarak çalışmış daha sonra Budapeşte’de, Berlin’de Charité Hastanesinde çalışmış ve 1919’da Türkiye’ye dönmüştür.

Hulusi Behçet 1933’de İstanbul Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği’ni kurmuştur. Yine bu tarihte profesör olmuştur. 1939 yılında ise ordinaryus profesör olmuştur.

şark çıbanı, arpa uyuzu, ham incir dermatidi ve mantar hastalıkları  gibi çeşitli dermatoloji konularında çalışmalar yapmıştır. Bu konularda pek çok makale yayınlamıştır.

1938’de bir dergide yeni bir kan damarı hastalığının tarifini yapar. Uzun yıllar bilim insanlarında bazıları bu hastalığı kabul etmese de 1947’de Zürih Tıp Fakültesinden Prof. Mischner’in Uluslararası Cenevre Tıp Kongresinde yaptığı bir öneriyle hastalığın “Morbus Behçet” olarak adlandırır. Böylece bu yeni hastalığın adı Behçet Hastalığı olarak adlandırılmaya başlanır.

Yaşamı boyunca 196 kalıcı eser bırakmıştır. Bunlardan en önemlileri olarak “Frengi Dersleri”(1936) ve “Klinik ve Pratikte Frengi Teşhisi ve Benzeri Deri Hastalıkları”(1940) adlı iki eseridir.

Gazi Yaşargil

Gazi Yaşargil 6 Temmuz 1925 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. Bilim insanı ve nörocerrahtır. Amerikan Beyin Cerrahları Birliği tarafından “yüzyılın beyin cerrahı” seçilmiştir.

Lise eğitimini Ankara Atatürk Lisesi’nde yapmıştır. Ankara Üniversitesi’ne girmiş, 1944’te Almanya’da tıp eğitimi almıştır. 1945’te Basel Üniversitesi’ne ve aynı üniversitede 1950 yılında doktorasını yapmıştır. İsviçre’de nöropsikiyatri, genel cerrahi ve dahiliye bölümlerinde asistanlık yapmıştır. 1965-1967 yılları arasında ABD’nin Burlington şehrindeki Vermont Üniversitesi Nöroşirurji bölümünde “mikrovasküler cerrahi” çalışmalarında bulunmuştur. 1967 yılında Zürih Beyin Cerrahisi kliniğinde sisternal açılım ve mikroteknik tekniğini omurilik ve beyin cerrahisinde kullanmıştır. Bu tıp alanında yeni bir çığır açtığı şeklinde yorumlanmıştır.

Gazi Yaşargil mikrosinir cerrahisinin kurucusudur. Epilepsi ve beyin tümörünü kendi bulduğu yöntemlerle tedavi etmiştir. Mikrocerrahi ve mikroskop yardımıyla ilk beyin cerrahi bypass operasyonunu gerçekleştirmiştir. Cerrahi alanına yüzer mikroskop ve anjiyografi gibi önemli katkılarda bulunmuştur. “Otomatik Leyla Ekartörü” ve “Yaşargil Anevrizma Klipleri gibi yeniliklere de imza atmıştır.

Pek çok ulusal ve uluslararası ödüle layık görülen Yaşargil, Ordinaryüs Profesör unvanıyla iki defa TBMM Onur Ödülü almıştır. Dünya tıp tarihine geçen 50 hekimden birisidir. Şu an Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri’nde beyin ve sinir cerrahisi bölümü kadrosunda çalışmalarını sürdürmektedir.

Afet İnan

Afet İnan 29 Kasım 1908 tarihinde Selanik’te doğmuştur. 8 Haziran 1985 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir. Sosyolog, tarihçi ve akademisyendir. Cumhuriyetin ilk tarih profesörlerindendir. Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızıdır.

İlköğrenimine Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde başlamış, Ankara ve Biga’da sürdürmüş, 1920’de altı yıllık ilkokul diplomasını almıştır. 1922’de Elmalı’da öğretmenlik ehliyeti almış ve Elmalı Kızokulu’na başöğretmen olarak atanmıştır. 1925 yılında Bursa Kız Muallim Mektebi’ni bitirerek İzmir’de Redd-i İlhak İlkokulu’nda göreve başlamıştır.

Redd-i İlhak İlkokulu’nda bir çay ziyareti esnasında Atatürk ile tanışmıştır. Atatürk’e öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmek istediğini açıklayan Afet İnan, Bakanlığın izniyle İsviçre’nin Lozan şehrine Fransızca öğrenmek için gönderilmiştir. 1927’de yurda dönüp bir süre Fransız Kız Lisesi’nde öğrenim görmüş, Ankara Musiki Muallim Mektebi’ne “tarih ve yurt bilgisi öğretmeni” olarak atanmıştır.

Almanca eserlerin çevirilerinden ve Atatürk’ün bazı görüşlerinden yararlanarak “Vatandaş için medenî bilgiler” kitabı oluşturmuş, bu kitap bir süre ortaokullarda ders kitabı olarak okutulmuştur.

Kadın hakları üzerinde çalışmaya ilgi duyan Âfet Hanım, Atatürk’ün isteği üzerine 3 Nisan 1930’da Türk Ocağı’nda Türk kadınlarının seçim haklarına ilişkin bir konferans vermiştir.

Türk Tarih Kurumu’nun kuruluş çalışmalarında yer almış ve orada uzun seneler Asbaşkanlık yapmıştır. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün de müdürlüğü yapmıştır. Akademik çalışmalarına devam eden İnan, 1938 senesinde lisans, 1939 senesinde doktora çalışmalarını tamamlayarak 1942 senesinde doçent ve 1950 senesinde profesörlüğe yükselmiştir. Prof. Dr. Afet İnan’ın Mustafa Kemal ve Türk tarihi ile ilgili birçok yayını bulunmaktadır.

Eserlerinden Bazıları:

  • Türk Tarihinin Ana Hatları (1930)
  • Mimar Sinan (1937)
  • Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi (1947)
  • Atatürk’ten Hatıralar (1950)
  • “Eski Mısır Tarihi ve Medeniyeti (1956)
  • Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (1958)
  • Tarih Boyunca Türk Kadınının Hak ve Görevleri (1964)
  • Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk’ün El Yazıları (1968)
  • Devletçilik İlkesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1972)
  • İzmir İktisat Kongresi, 1923 (1982)

Oktay Sinanoğlu

Oktay Sinanoğlu 25 Şubat 1935’te İtalya’da doğmuştur. 19 Nisan 2015 tarihinde Amerika’da vefat etmiştir. Kimyager, moleküler biyofizikçi ve biyokimyagerdir. Bilim alanında yaptığı çalışmalar ve Türkçe hakkındaki görüşleri ile tanınır.

1953 yılında TED Ankara Yenişehir Lisesi’nden birincilikle mezun olmuş, 1953 yılında okul bursu ile ABD’ye gitmiştir. 1956 yılında Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden kimya mühendisi olarak mezun olmuştur. 1957’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamlamış, 1960 yılında Berkeley’de kuramsal kimya alanında doktorasını tamamlamıştır. 1963 tarihinde kimya alanında tam profesörlük unvanı almış, 20. yüzyılda Yale Üniversitesi’nde “tam profesörlük” unvanını en genç yaşta kazanan öğretim üyesi olmuştur.

“Atom ve moleküllerin çok-elektron teorisi” (1961), “Çözgeniter kuramı” (1964), “Kimyasal tepkime mekanizmaları kuramı” (1974), “Mikrotermodinamik”(1981) ve “Değerlik kabuğu etkileşim kuramı” (1983) çalışmalarını gerçekleştirmiştir. 1988’de “Sinanoğlu indirgemesi” olarak adlandırılan yöntemini yayınlamıştır.

Türkiye’de de kuramsal kimya bölümünü kurmuştur. Ortadoğu Teknik Üniversitesinde eğitimin Türkçe olması için uğraş vermiştir fakat başaramamıştır. 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu’na ilk ve tek, Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanı verilmiştir. 1976’da Japonya’ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderilmiş, Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır.

250 kadar uluslararası bilimsel yayını, bilim kuramları, çeşitli dillere çevrilmiş kitapları vardır. Türkiye’de de Türkçe pek çok yayın yapmıştır. Değişik ülkelerde iki kez Nobel’e aday gösterilmiştir.

Eserlerinden Bazıları:

  • Göçmen Hamamı
  • 2050’ye 5 Kala Dünyanın 105 Yıllık Tarihi
  • İlerisi için Türkçe Giderse Türkiye Gider
  • Bye  Bye Türkçe / Bir Nev-York Rüyası
  • Büyük Uyanış
  • Hedef Türkiye
  • Ne Yapmalı / Yeniden Diriliş ve Kurtuluş İçin
  • Yeni Bilim Ufukları 1
  • Yeni Bilim Ufukları 2 Yeni bir matematik kuramı ve onunla bazı fizik kimya ilkelerinin bulunması
  • Yeni Bilim Ufukları 3 Hayatın Örgüsü Elli Yıllık Biyolojinin Temellerini Sarsan Sorular

Sabiha Gökçen

22 Mart 1913 tarihinde Bursa’da dünyaya gelen Sabiha Gökçen’in babası Hafız Mustafa İzzet Bey ve annesi de Hayriye Hanım’dır. Sabiha Gökçen’in babası Hafız Mustafa İzzet Bey Bursa valiliği genel sekreteri olarak görev yapmaktaydı. Kültürlü bir ailede dünyaya gelen küçük Sabiha, çocukluk çağlarında anne ve babasını kaybederek iki büyük acı yaşamıştır. Buna rağmen hayata sıkı sıkıya tutunan dünyanın ilk kadın savaş uçağı pilotu Sabiha Gökçen kimdir daha yakından bakalım.

Anne babasını kaybettikten sonra küçük Sabiha abisi Neşet Bey tarafından büyütülmüştür. 1925 yılında Bursa’ya gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün evlerinin yakınında kalmasını fırsat bilerek henüz 12 yaşındayken O’na ulaşmayı başarmış ve “okumak istediğini” söylemiştir. Bunun üzerine küçük Sabiha’nın abisi Neşet Bey’in de rızasını alan Mustafa Kemal Atatürk Sabiha Gökçen’i evlat edinerek yanına alıp Ankara’ya götürmüştür.

Sırası ile Çankaya İlkokulu, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve ardından da Üsküdar Amerikan Lisesi’nde eğitim gören Sabiha Gökçen rahatsızlığı nedeniyle eğitimine ara vermek zorunda kalmıştır. Heybeliada ve Viyana’da tedavi gören Sabiha, ayrıca Paris’te de bir süre yaşayarak Fransızcasını ilerletmiştir. Soyadı Kanunu çıkmasının ardından Atatürk kendisine “Gökçen” soy ismini vermiştir.

Dünyanın İlk Kadın Savaş Uçağı Pilotu Sabiha Gökçen Kimdir?

1935 yılında pilot yetiştirmek için açılan Türkkuşu’nun açılışından Sabiha Gökçen çok etkilenmiş ve havacılığa ilgi duymuştur. Burada eğitim gördükten sonra Kırım’a 7 erkek öğrenci ile birlikte gönderilip planör eğitimi almıştır. Yurda döndükten sonra Eskişehir Havacılık Okulu’nda motorlu uçak kullanımı konusunda özel dersler alıp ilk defa 25 Şubat 1936 tarihinde motorlu uçak kullanmaya başlamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk manevi kızı Sabiha Gökçen’in bu başarısını takdir etmiş ve kendisini o zaman kızların alınmadığı Eskişehir Uçuş Okulu’na kaydettirmiştir. Bu okulda 11 ay eğitim alan Sabiha Gökçen 1937 yılında Dersim Harekatı’na motorlu uçak kullanarak katılmıştır. Bu sayede dünyanın ilk kadın savaş uçağı pilotu olarak tarihe geçmiştir. Ayrıca bu harekatta gösterdiği başarı nedeniyle kendisine Türk Hava Kurumu İftihar Madalyası verilmiştir.

Sabiha Gökçen 1938 yılında 5 gün süren bir Balkan turu yapmıştır. Bu turda uçağı tek başına kullanmış ve Balkan Başkentlerini ziyaret etmiştir. Balkan turu sayesinde ünü tüm dünyaya yayılmıştır. Yugoslav Genel Kurmay Başkanı bu tur nedeniyle Sabiha Gökçen’e “Beyaz Kartal” nişanı vermiştir ve bu turun ardından Sabiha Gökçen “Göklerin Kızı” olarak anılmıştır.

Atatürk’ün Ölümü Sonrası Sabiha Gökçen

Atatürk’ün vefat etmesinin ardından henüz orduda kadınların görev alacağına dair bir yasa olmadığı için ordudan ayrılmak zorunda kalmıştır. Ancak Türkkuşu Uçuş Okulu’nda başöğretmen olarak görev yapmıştır. 1955 yılında Türk Hava Kurumu Yönetim Kurulu üyesi olmuştur. Sabiha Gökçen 1996 yılında son uçuşunu gerçekleştirmiştir ve bu uçuş sırasında tam 83 yaşındadır. Bu yıl Amerika Birleşik Devletleri Kartallar Toplantısı’na davet edilerek “dünya tarihine adını yazdıran 20 havacıdan biri” olarak seçilmiştir. Sabiha Gökçen bu ödüle layık görülen ilk ve tek kadın olarak tarihe geçmiştir. Gökçen, 88 yaşındayken 22 Mart 2001’de Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde vefat etmiştir.

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 80-82-83-84-85-86-87 Cevapları Meb Yayınları” beğendiyseniz sosyal medyada paylaşabilir ve  aşağıda bulunan emojilerle duygularınızı ifade edebilirsiniz 🙂



Bu içeriğe emoji ile tepki ver

Yorum Yap

** Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!